Yeşilyurt Parkuru

IMG_0523

‘6 aralıkta hava soğuk olur’ , ‘soğuk olmaz buz olur ‘ ‘Buse yürüyemez , bebek arabası gitmez’ ,  ‘kendi arabamızla gitmeyeceğiz , istediğimizde dönemeyiz’ diye hem bir birimiz hemde içsel sesimizle didişirken organizasyon insanı Remzi’nin ‘Yeşilyurt Yürüyüşü’ etkinliğini kaçıramayacağımıza karar verdik .

Bu defa kendimizi iyi hissettirme konuşmaları başladı ‘kat kat giyiniriz’ , ‘sıkılırsak döner köy kahvesinde otururuz’ , ‘ Buse yürür belki ‘ , ‘ ben kek yaparım ,acıkırsa yer’ derken kendimizi bir pazar sabahının 7’sinde  uyanmış , Remzi’nin ayarladığı tur arabasına koştur koştur yetişmeye çalışırken bulduk.

İyi ki de gitmişiz .

Hava aralığın 6’sı için inanılmaz güzeldi . Çanakkale’den hareket eden arabamız Nusratlı rampalarına geldiğinde kara yollarının tesislerinde kahvaltı molası verdi. Taze zeytinli , dağ keçisi peynirli ( böyle pazarlasalar 2 katı satar :) -)  , ballı kaymaklı mütevazi bir kahvaltı yaptık. Aralık güneşi bizi daha kahvaltı masasında ısıttı. ‘Ekmeğin kokusu harika, bir dilim daha verebilir misiniz?  ‘ ‘zeytin taze , yeni kurmuşlar daha, biraz daha ister misiniz ‘ ‘ balı uzatır mısınız?’ derken tüm yürüyüş grubu  bir anda kaynaştık.

IMG_0484

Remzi ‘yürüyelim arkadaşlar’ dediğinde biz ; Fırat – Bengisu , Didem kankitolarımızdan oluşan minik bir grup olacağımızı düşünmüştük. Ama organizasyon adamı Remzi birbirini tanımayan 17 keyifli insanı bir araya getirmeyi başarmıştı. Doğayı , yürümeyi ve Remzi’yi seven 16 insan :) ve çok şanslıydık ki gönüllü rehberimiz, atik beden eğitimi öğretmenimiz Ali hoca Yeşilyurt’luydu . Gideceğimiz yolları ve parkuru o belirledi. Yeşilyurt (büyük Çetmi)  köyüne varıp köy kahvesinde bir kahve içip daha sonra orman yolunu takip ederek  ‘ küçük çetmi ‘ köyüne varıp tekrar Yeşilyurt’a dönmekti yapılan plan . Ve bunun için bir yerden başlamalıydık.

Kahvaltıdan sonra köye yürüyerek gitmeye karar verdik ve yollara düştük.

IMG_0515

IMG_0540

IMG_0526

IMG_0519

IMG_0520

IMG_0542

IMG_0551

IMG_0548

IMG_0559

Nusratlı rampalarındaki minik satış büfelerini takip edince köye giden patikayı fark edersiniz . Etrafımızı saran çam ağaçlarının arasından , kısa bir yürüyüş sonrasında köye vardık.

IMG_0563

IMG_0565

IMG_0567

Taş evleri ve  bütün güzelliğiyle köy karşımızdaydı. Her sene, özellikle kış mevsiminde  gelmekten çok keyif aldığım bu güzel köy bu defa daha büyülü geldi bana . Köyün Yeşilyurt adı ile anılmadan önce ‘Çetmi ‘ ya da ‘ Büyük Çetmi ‘ olduğunu biliyordum ama köyün deniz tarafından bakıldığında görülmediğini , ormanın içinde saklı olduğunu Ali hocadan öğrendim . Çetelerden korunmak için iki kardeş karşılıklı olarak iki köy kuruyorlar , ve her iki köyde deniz tarafından yani yoldan görünmüyor. Köylerden biri Büyük Çetmi diğeri Küçük Çetmi adını alıyor. Ama zamanla Çetmi köyü Yeşilyurt adını alıyor. Köyde pek köyün yerlisi kalmamış maalesef , İstanbul’un keşmekeşinden kaçan zenginlerin yılın sadece 1 ayı gelebildikleri evleri  var daha çok . Birde çok güzel butik oteller.

IMG_0600

Ama her gittiğinizde köy meydanında gezinerek oya yapan bu teyze halen köyünde yaşıyor. Yeşilyurt köyüne gidip bu teyzeyi görmeyen , onunla göz göze geldiğinde gülümsemeyen hatta ondan yaptığı oyalı bilekliklerden almayan yoktur sanırım .

IMG_0579

IMG_0584

IMG_0593

IMG_0594

IMG_0602

Köy kahvesinde türk kahvesi içtikten sonra ( kahve fincanlarının olduğu tepsi masaya konunca BengiSu’nun verdiği gazla bir anda sandalyeye çıkıp şaşkın ve ‘bu arkadaş ile mi yürüyeceğiz ‘ sorgulatması yaptırdığım herkese dönüp ‘Mavi ve ahşap zemini kaçıramazdım , doku muhteşem yahuu , en güzeli tepeden çekmek ‘ derken fazlaca heyecanlandığım içim  kahve tepsisini tam ortalayamamışım ) asıl parkura başlamak için son hazırlıkları yaptık.

IMG_0604

IMG_0612

IMG_0614

IMG_0615

IMG_0621

Köyün yukarısından   ( Öngen otele doğru gidiyorsunuz) toprak yolu takip ederek parkurumuza başladık.  Ali hocamızın Yeşilyurt’ta yaşayan amcası parkur boyunca arabası ile bizlere eşlik etti . Özellikle Buse düşünülerek yapılmış harika bir jestti tabii ki .

1 km bile ilerlememiştik ki kahvaltıda bal kaymak ikilisinin gözüne vuran Buse’nin uykusu geldi .

IMG_0627

Benim kucağımda başlayan açık havada uyku keyfi kahraman babasının kollarında devam etti .

IMG_0631

Son derece rahat uyuduğunu bize göstermek için babasının üzerine işedi . (Çok zor bu tuvalet eğitimi çokk) .

IMG_0655

IMG_0659

IMG_0678

Arada ‘ ayy bu sırt çantama ne koyduysam ,ağırlaşmış ‘ diye bıdırdanırken 15 kg’lık Buse’yi babasının kollarına verdiğim için son derece mesuttum .

IMG_0712

Tam ‘hep böyle yokuş mu çıkacağız ‘ derken ;

IMG_0681

Bu tabela karşımıza çıkınca BegiSu ile adeta mutluluktan ağlama noktasına geldik. Ve sonra bir birimize ‘az kalmış , az’ tesellisi verirken dağ kekiği kokusuna doğru hızlıca yürüdük .

IMG_0737

Devamlı grubun arkasında kalmamıza rağmen sık sık her çalının başında durup mutfağın kışlık baharat ihtiyacını bir nebzede olsa giderdik . Kekiği neredeyse sütlaca bile koyacağım , ama ‘dağ sumağı’ kuru dolmayı biraz daha bekleyecek .

IMG_0744

IMG_0746

Bu kadar çok dinlenip parkuru tamamlamış olmamızda büyük başarı tabii.

IMG_0762

IMG_0773IMG_0787

Nihayetinde etrafında sayamayacağın kadar çok zeytin ağacı görmek ,kafanı kaldırıp gökyüzüne baktığında çam ağaçlarını görmek çok keyifli .

IMG_0793

IMG_0795

Gittiğimiz yol o kadar keyifliydi ki ‘Küçük Çetmi’ köyüne vardığımıza inanamadık . ‘O kadar yürüdük mü ? ‘ Yeşilyurt’un karşısında ki köy bu şimdi di mi ‘ diye şaşkın şaşkın bir birimize sorarken  ve ‘küçük çetmi’ köyüne hayran kalıp ‘ zamanında buradan ev alsaydık şimdi ne paraya satardık heee’ hesaplamaları yaptık.

IMG_0801

IMG_0811

IMG_0816

IMG_0825

IMG_0829

Parkur bitip , harika ormanı arkamızda bırakıp Yeşilyurt’a varınca biraz üzüldüm . Keşke daha uzun olsaydı , biraz daha yürüseydik dedim .  ne güzel Buse sürekli başka birinin kucağında geziyordu ve kucağıma  gelmesini istediğimde (mizde) bizi hiç tanımıyormuş gibi davranıyordu. ( bizden artık nasıl bıktıysa ) hatta bir ara annesinin Didem olasına karar verdiğine eminim . Ve Buse ile bu kadar çok ilgilenen herkese , onu hiç yorulmadan kucağında taşıyan tüm herkese tekrardan teşekkürler :) bunun bizim için nasıl büyük bir nimet olduğunu bilemezsiniz :)

16 km’yi , 22.706 adımı , 16 keyifli insan ile tamamladığım için mutluyum . Bol oksijen aldığım için , yeni insanlar tanıdığım için , muhteşem bir doğanın bu kadar yakınında yaşadığım için mutlu ve şanslıyım . İşte o yüzden ertesi gün deli gibi ağrıyan , sızlayan bacaklarıma hiç aldırış etmedim.

IMG_0891

 

Sevgiyle ve barışla kalın ….

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: